rabbim beni sanat filmiyle terbiye etme
deymi muur
osman, şöyle hakikatli bir grup kur da keyfimizi bulalım.
yüksek dozda hürmet ihtiva eder.
"kadınlar hamamından kovulmamın 10. yıldönümünü lif ve keselerle kutladık. sabiha teyzenin memesi quick reverse yaparken çeneme çarptı. çok acıdı. zor bir dönemdi o dönem. annemle ben zor bir iklemle karşı karşıyaydık. ya babam da bizimle gelecekti ya da ben artık gelmeyecektim. sonra kadınların giyinik halde olduğu ve aynı formatın geçerli olduğu kuaförde takılmaya başladım."
günlükler, fallik osman, s.132
naapar ne eder tanımıom şahsen ama özledim mi ne!!!saygılarrr =)
seni tutan şu 1453 kişinin tamamı benim fakelerim. seni bir ben tutuyorum.
ben seni tutmasam ne olur bu sosyomatın hali!
gelecek nesillere emek sevk etmediğiniz müddetçe, televizyon memurları hep tuzlu mantı yemek zorunda kalacak ve siz bunun mebalini hangi verdivenden yuvarlayacaksınız?
bölüm-658, pasaj-bilâ
fallik geri don coluk cocuk perisan evde ahkam bekliyor
delirmeye meyyal bünyelerin omuzlarına ve alınlarına doğru basınç uygular, damla ilaç kullanmaz, ve fakat işe yarar mı?
doz ayarında sorun var efendim. yoksa siz ne yapmış olabilirsiniz ki işe yaramamış olsun.
tövbe tövbe estağfurullah.
okulumun güzide fasilitesiyle tanışma imkanını sağlayan yüce insan.. [uzay binasındaki arşiv]
bu genc yasinda kitleleri pesinden surukluyor
Bunca zamandır arkadaş belledik; bir kez olsun demedi "Dayı gel, iftardan sonra bir sinemaya gidelim". O çocuklar kendi başına da gider, yeğenim. Sen bize kılavuz olacaksın: Fakir bilemiyorum ki misal, hangisi ayıpçı filmdir, hangisi Fransız filmidir, sakınayım.
fallik beyle ilgili unutamadığım hatıralardan biri de hayli zaman evvel bir kış günü cereyân etmiştir.
sabah erkenden kalkıp kürkümü giydim. önce bahariye'de buluşup köşedeki kiliseye gittik. fallik bey uzun uzun günâh çıkardı, ben sabırla dinledim. çok güzel anlatıyor. şöhret onu değiştirmemiş. her yaş ve meslekteki insanın zevkle dinleyeceği maceralar görmüş geçirmiş. oradan kalktık, beşiktaştaki hamama gittik. derhâl tamburumu çıkardım. bir yandan kese atıp, bir yandan eski şarkılar filan uzun uzun meşk ettik. yani lâfın gelişi. böyle bir adam bu.
İsimini önceleri Osman sandığım ancak tanışınca apaçık osman bir insan olmadığını gördüğüm, bolca okuduğu belli olan hoşsohbet kişi.
antalya ya festivale gelmiş abimiz, kendisini alanya ya davet ettik ama işleri nedeniyle gelememesinden şüpheleniyoruz yoksa neden davete icap etmesin ki? toplantı fotoğraflarından gördüğümüz kadarıyla yakışıklı bir abimizdir, mesafe yüzünden toplantıya gelemememin yanında bir de fallikle tanışamadığıma yanarım, saygılar abi
"abi isim neydi osman mı?"
değilmiş tabi:P